Nora'nın Kitaplığı : Kraliçe (#1) - Kitap Yorumu || UDS Okuma Etkinliği #7

6 Mayıs 2021 Perşembe

Kraliçe (#1) - Kitap Yorumu || UDS Okuma Etkinliği #7

GERÇEK HARİKALAR DİYARI’NA HOŞ GELDİNİZ

Harikalar Diyarı’nda kimse göründüğü gibi değildir… Alyssa bile.

Alyssa Gardner bitkilerin ve böceklerin düşüncelerini duymaktadır. Bu yeteneğini herkesten saklasa da kaderinin farkındadır; annesi gibi hastaneye kapatılma ihtimali vardır. Büyük-büyük-büyük-büyükannesi Alice Liddell garip rüyalarını Lewis Carroll’a anlatıp Alice Harikalar Diyarında’nın ilham kaynağı olduğundan bu yana ailesinde buna benzer akıl hastalıkları baş göstermiştir.

Annesinin durumu kötüleşince Alyssa inanamadıklarının aslında korkunç bir gerçekliğe dayandığını öğrenir: Gerçek Harikalar Diyarı, Lewis Carroll’ın anlattığından daha karanlık ve tehlikeli bir yerdir. Üstelik Alyssa oraya gidip bazı testlerden geçmelidir: Alice’in gözyaşı okyanusunu kurutmak, çay partisinde uyuyanları uyandırmak ve korkunç Cangaver’i sakinleştirmek gibi. Bu maceraya gerçek dünyada âşık olduğu Jeb’i de katar fakat zamanla, güvendiği Jeb ile Harikalar Diyarı’ndaki büyüleyici ve tekinsiz rehberi Morpheus arasında kalacaktır.
Herkese merhaba! Yıllaaar yıllar öncesinde GoodReads'te kapağına aşık olup göz koyduğum ama seri Türkiye'ye gelmeden okumamaya karar verdiğim Kraliçe’yi @uzakdiyarsakinleri ve maraton grubumuz ile beraber okudum bu hafta. Kitap, daha ilk cümlesinden tüylerimi ürperterek bize karanlık ve gotik bir hava vadediyordu ve vaadini de en güzel şekilde yerine getirdi bana kalırsa.🕷 Alyssa’nın iflah olmaz bir punk olması (kitap boyunca kafamda Avril Lavigne varyasyonları dönüp durdu) ve asıl kitaptaki bütün tatlılaştırılmış gotik öğelerin karanlıklaşıp gerçek bir gotik rüyasına dönüşmesi resmen kalbimi eritti. Kalbimin karanlık köşelerinden bir fantezi dünyasını okuyor gibi hissettim, Alyssa’nın yeryüzünde yaşadıkları ne kadar gerilimliyse de tavşan deliğine atladıktan sonra Yeraltı’nda gördükleri de bir o kadar çılgıncaydı ve beklentilerimin bu kadar iyi karşılanması resmen başımı döndürdü (Alışık değiliz 😹).

    

Tabii ki kitabı sevmemin tek sebebi dünyası değildi. Şimdiye kadar kitap/film uyarlamalarında denk geldiğim bütün Alice’e denk gelen karakterler bazen aptallıkları bazen de inatlarıyla bana saç yoldurdular. O yüzden Alyssa’dan da beni ölümüne sinirlendirmemesi dışında fazla bir beklentim yoktu.  Zaten Alyssa da bu beklentimi karşıladı ve bazen de şaşırtıcı cesaret ve çılgınlıklar yaparak beni eğlendirmeyi bile başardı. 

Jeb’i ise özel olarak sevdim diyemem. Nefret de etmedim, nötr kaldım ona karşı. Yine de özelliklere of artık aradan bir çekilse ya diye triplere girdiğim olmadı desem yalan olur. Hele ki kitabın başında Alice'in peşinden gidip maceraya dahil olacağını anladığım an oh, hayır, şimdi işler kızışacak ve bu hiç de hoşlandığım tarzda bir kızışma olmayacak, diye düşündüm. Haklı çıktım, tabii ki. Ama kitabın sonlarına doğru Jeb olmasa senaryo yavan kalırdı gibi hissettim. O yüzden kendisine bayılmasam, da kurguya katkısını da görmezden gelemem.


Ama Morpheus... Hiçbir koşul altında darbe almayan küstahlığıyla bana kahkahalar attıran efsane karakter, işte o, bu kitabın en değerli mücevheri, en temel unsuruydu. Yaşınız büyüdükçe kötü karakterlere düşmeyi bırakacağınızı sanarsınız ama karşınıza bir Morpheus çıkar ve size tüm bildiklerinizi unutturur, işte öyle de bir karakterdir kendisi. Gotik fantezilerimizin vücut bulmuş haliydi, kitaptaki karanlığın yarısından fazlasının sebebi Morpheus’tu ve o gizemli, sarkastik havasıyla tam anlamıyla sarhoş ediciydi.

   

 İlk başlarda kitap hakkında young adult olduğu için “şimdi de çok sevdim ama bu kitabı lisede okusaydım kesin daha çok sever, bildiğin fanı olurdum” diye düşünüyordum fakat kitap ilerledikçe ve karakterler maceralara atıldıkça ben kitabın gençlik türünde olduğunu çoktan unutmuşum bile. Şimdi yorumu yazarken tekrar aklıma geldi ve şaşırdım, yazarın okurunu bu kadar kurgunun içine çekebilmesi çok güzel gerçekten. Hikayenin bir yerden sonra, yaş gözetmeden herkesi içine çekebileceğine emin oldum.

Yine de bu demek değil ki bu kitabı herkes sevecek. Goodreads puanından da anlaşılacağı üzere, sevmeyenleri de bol bu serinin. Bana kalırsa bu çok doğal çünkü kitap çok spesifik bir okur kitlesine hitap ediyor: Gotik sevenlere. Ben öyle karanlık emo şeylere gelemem ama fantastik severim diyenler için de 4 puanlık bir okuma deneyimi sunuyor bence. Fantastikle çok işi olmayanlar ise zaten bu kitaba hiç para harcamasın derim. Evet macerası bol ama bu maceranın her adımı büyüyle ve doğaüstü olaylarla harmanlanmış.

  

Tabii benim için de kusursuz değildi kitap ama gözüme batan hiçbir eksiği olmadı. Eleştirecek bir şeyi düşünsem bile aklıma gelmiyor doğrusu. Görünen o ki ben bu kitabı bütün kalbimle sevmişim. 🖤 Serinin novellalarını okuyup ikinci kitaptan hızla devam etmeyi düşünüyorum çünkü bu kadarı bana yetmedi, ayrıca devamında ne olacağı konusunda da aşırı meraklıyım!

Kraliçe Serisi yorumlarım:
0.5 - Alice the Absent
Yazar: A.G. Howard     Çevirmen: Onur Kınacı Birler     Yayınevi: Pegasus

 Sayfa Sayısı: 400      GoodReads Puanı: 3.91


Tabii ki kitapla bağdaştırdığım şarkım:

2 yorum :

  1. Alice Harikalar Diyarında nin filmlerini izledim ama kitabını okumadım. Eminim kitabını daha çok severim ama filmleri pek sarmadı beni. Kraliçe kitabını çok güzel anlatmışsın. Okumak isterim ama önce Alice i mi okusam? 😊

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence de önce orijinal hikayeyi okumak kurguyla farkını daha iyi anlamanı sağlar 😍

      Sil